İçeriğe geç

Küllü nefsin zâikatü’l mevt hangi ayettir ?

Küllü Nefsin Zâikatü’l Mevt: Bir Kayseri Akşamında

Hayat, bir yandan durmaksızın ilerlerken, bir yandan da geriye bakmamıza neden olacak kadar hızla değişiyor. Kayseri’de büyüdüm, çocukluk yıllarımın en güzel hatıraları bu şehirde kaldı. Ama bazen insan, yıllarca tanıdığı bir şehre, bir köşe başına bile yabancılaşabiliyor. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini anlamıyorsunuz, ta ki hayatın size o beklenmedik darbeyi vurana kadar.

O akşamı hatırlıyorum. Bir salı akşamıydı, yani günün yoğun temposunun ardından Kayseri’nin o tipik sakinliğine doğru ilerliyordum. Her şey normaldi, her şey olağandı. Ta ki telefondan gelen o mesajı görene kadar. Mesajda, annemin ağladığı yazıyordu. Ve o an, hayatımda bir şeyler değişti. O an, “Küllü nefsin zâikatü’l mevt” (Her canlı ölümü tadacaktır) ayeti aklıma düştü.

O Anda Hayat Durdu

Benim için her şey normaldi. Annem sağlıklıydı, babam hala her sabah erken kalkıp kahve içiyordu. Kayseri’nin o huzurlu havasında, hayatın hızla geçişini fark etmek bile istemiyordum. Ama işte o mesaj geldiği an, her şey bir anda ağırlaştı. Telefonda annemin ağladığını okumak, ne kadar sabah güneşinin parlak ve sıcak olursa olsun, aniden bir karanlığa sürüklendiğini görmek gibiydi.

Ben, hep güçlüydüm. Gerçekten öyleydi. Ne olursa olsun, kendimi hiç zayıf hissetmemiştim. Ama o an, zamanın nasıl durduğunu hissettim. “Her canlı ölümü tadacak,” diyordu o ayet ve bir anda hayatın bu acı gerçeği, tüm kavrayışımı sarstı. Çocukken annemin, “Hayat geçici, herkes bir gün gidecek,” demesi, sanki sadece birer öğüt gibi gelirdi. Ama şimdi, o sözlerin bir anlamı vardı. Bir anlam kazandığını fark ettim. O an, ölümün hepimizin sonu olduğunu idrak ettim, çok derin bir şekilde.

Duyguların Karşısında Çaresizlik

Yola koyulmam gerekti. Kayseri’nin merkezi ile köy arasındaki mesafeyi, o kadar hızlı ve boğulmuş bir şekilde geçtim ki, neredeyse hiçbir şey hatırlamıyorum. Her şey geçici, her şey geçiyor… “Ama annem, annem neden ağlıyor?” diyordum. Bu soruyu kendime defalarca sordum. Zihnimde bir korku, bir boşluk vardı.

Kayseri’nin o soğuk akşamında, evin kapısını açıp içeri girdiğimde, annemi öyle bir halde gördüm ki, içimden bir şey kırıldı. Gözlerim doldu, ağlamak istedim ama ağlayamadım. “Baba hastaneye kaldırıldı, durumu ağır,” dedi annem. O an, her şeyin hızla gerçek olduğuna inanamıyordum. O sırada “Küllü nefsin zâikatü’l mevt” ayeti bir kez daha zihnimde yankılandı. İnsan ölümle ne kadar yakınsa, o kadar gerçek olurdu.

Sonra Ne Oldu?

O geceyi nasıl geçirdiğimi hatırlamıyorum. Zamanın nasıl geçtiğini bilmiyorum, sadece bir boşluk vardı. O an ölüm ve yaşam arasında asılı kalmış bir insan gibi hissettim. Her şeyin geçici olduğu gerçeğiyle yüzleşmek, insana bir şeyler öğretir, fakat her zaman bir korku barındırır. Özellikle, kaybı gözlerinizle görmek. Bu dünya, herkesin, her canlının bir gün öleceğini bize hatırlatır. O günden sonra annemle daha çok vakit geçirmeye başladım. İyi ki yanındaydım dedim.

Ölüm, hepimizi bir gün alacak, bunu biliyoruz ama bilmek, hissetmek başka bir şey. O anki gibi… Babam hastaneye kaldırılmadan önce hiçbir şeyin eksik olmadığını düşünüyordum. Ama sonra, ölümün gerçek yüzüyle yüzleşmek zorunda kaldım. Anlık bir farkındalıkla yaşadığım kayıp, derin bir boşluk bıraktı.

“Küllü Nefsin Zâikatü’l Mevt” ve Yeni Bir Başlangıç

Birkaç gün sonra, babam hastaneden taburcu oldu ve hayatımda derin izler bırakan o an, bana hayatın kıymetini daha fazla hissettirdi. Annemin ve babamın varlığına daha çok değer verdim. “Küllü nefsin zâikatü’l mevt” ayeti, o günden sonra bana sadece ölümün gerçekliğini hatırlatmakla kalmadı; aynı zamanda, bu yaşamın değerini, sevdiğimiz insanlara daha çok zaman ayırmayı öğretti.

Bazen insanlar ölüm gibi büyük bir gerçeği kavrayana kadar, hayatın küçük zorluklarını abartırlar. Oysa, küçük şeyler önemli değil. Ölüm, hepimizin yolunun sonunda olacak bir şey ama o zamana kadar elimizden geleni yapmak, sevdiklerimize değerli olduklarını hissettirmek gerekiyor. Kayseri’nin akşamında, o karanlık geceyi yaşadıktan sonra, bir daha hiç aynı şekilde düşünmedim.

Anlamını Kavrayamadığım Bir Gerçek

Evet, ölüm ve yaşam birbirine sıkı sıkıya bağlı. İnsanlar öldükçe, biz de biraz daha büyüyoruz. O anki boşluk, bana sadece kaybın değil, kazancın da anlamını öğretti. Her kayıp, bir kazancı peşinden getiriyor. İnsan, kaybettiğinde aslında ne kadar değerli bir şey kaybettiğini anlıyor.

Bugün, hayatımı daha fazla seviyorum. Daha fazla gülüyorum, daha çok sevdiklerimle vakit geçiriyorum. Annemi her aradığımda, babamı her gördüğümde, bu sefer gerçekten değerini biliyorum. “Küllü nefsin zâikatü’l mevt,” bu gerçeği sadece ölüm anında değil, her an hatırlayarak yaşıyorum.

Sonuç: Ölüm Bir Son Değil, Bir Başlangıçtır

Sonuçta, “Küllü nefsin zâikatü’l mevt” ayeti bana sadece bir sonu değil, bir başlangıcı da öğretti. Hayatın anlamı, kayıplarla değil, kazançlarla gelir. Bazen ölüm, yaşamın anlamını daha derinden kavramamıza neden olur. Ve ben, her gün bu gerçeği hatırlayarak yaşıyorum. Çünkü ölüm, bizleri bir arada tutan şeyin ne kadar değerli olduğunu anlatan, güçlü bir hatırlatıcıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet girişTürkçe Forum