Kişinin Değerini Ne Belirler?
Hepimiz, bir şekilde toplumda bir değer sahibi olmayı isteriz. Kimi zaman bu değeri dışarıdan gelen bir takdirle ölçeriz, kimi zaman da içsel bir doyumla. Peki, gerçekten kişinin değeri nedir? Ne belirler bunu? Hem Türkiye’de hem de dünyada, bir insanın değerini belirleyen şeyler farklı kültürlerde nasıl algılanıyor? Biraz bu soruların peşinden gidip, yerel ve küresel açıdan bakmak istedim. Çünkü bu konu, biz insanlar için çok temel bir şey.
Küresel Bakış Açısında Kişinin Değeri
Dünya üzerinde farklı toplumlar ve kültürler var, ve her biri kişinin değerini farklı bir şekilde tanımlıyor. Mesela, Batı toplumlarında, özellikle ABD gibi ülkelerde, bireysellik ve başarı ön plana çıkıyor. İnsanlar genellikle ne başardıkları, ne kadar “önemli” işler yaptıkları üzerinden değer kazanıyorlar. İşte bu yüzden, mesela Silicon Valley’deki bir girişimci, 30 yaşında milyar dolarlık bir iş kurmuşsa, o kişi ciddi anlamda değerli sayılıyor. Başarı, değer ölçütüdür. “Ne iş yapıyorsun?” sorusuyla başlar her şey.
Bunun yanında, İsveç gibi bazı İskandinav ülkelerinde ise bireysellik kadar topluma katkı da önemlidir. O ülkelerde, insanların kişisel başarısı kadar, toplumsal eşitlik ve çevresel duyarlılık gibi unsurlar da değer ölçüsü olarak kabul edilir. Yani bir kişinin değerini, sadece kariyeri değil, aynı zamanda toplumuna ne kadar katkı sağladığı belirler.
Peki ya şöyle olursa? Bir kişi büyük bir iş adamı olmamışsa ama çevresindeki insanlara sürekli yardım eden, sağlıklı ilişkiler kuran biri ise? Hala değerli midir? Küresel düzeyde bir kişinin değerini genellikle başarıları belirlerken, bu tip insani faktörlerin görmezden gelinmesi bana biraz haksız geliyor. Çünkü insan olmanın asıl ölçüsü, sadece maddi ya da kariyersel başarılarla sınırlı değil.
Türkiye’de Kişinin Değeri: Toplumsal ve Ailevi Perspektif
Türkiye’de ise durum biraz farklı. Burada, kişinin değerini belirleyen birçok faktör var, ancak belki de en belirleyici olanı toplumsal kabul ve ailevi değerler. Aile, Türkiye kültüründe çok önemli bir yer tutuyor ve kişi, ailesinin beklentilerine göre şekillenen bir hayat yaşıyor. Mesela, iş hayatındaki başarılardan daha çok, ailenin gözünde “iyi bir evlat” ya da “saygın bir birey” olmak önemli olabilir. Aile içindeki ilişkiler, kişinin değerini büyük ölçüde etkiler.
Bir yandan da Türkiye’de, çalıştığınız işin prestiji de önemlidir. Eğer bir mühendis veya doktorsanız, toplumda genellikle saygın bir yeriniz olur. Ama diyelim ki sanatla uğraşıyorsunuz ya da bağımsız bir kariyeriniz var. Bazen bu, toplumun gözünde daha az değerli sayılabilir. Kişinin değerini sadece maaşı, iş pozisyonu ya da sahip olduğu maddi varlıklar üzerinden değerlendirilmeye çalışılır.
Bununla birlikte, Türk kültüründe toplumsal aidiyet ve “ne kadar tanıdığınız var” sorusu da belirleyicidir. Sosyal çevre, bir kişinin değerini doğrudan etkileyebilir. Kimi zaman kimlerle görüştüğünüz, hangi çevrelere dahil olduğunuz bile insanın değerini artırabilir. İşin içinde biraz da “kimle tanıştığınız” giriyor. Gerçekten yetenekli birinin, çevresi olmadığı için doğru fırsatları bulamaması, bazen kişinin değerinin küçülmesine neden olabilir.
Ya şöyle olursa? Aile ve toplumsal değerler, kişinin değerini belirlemek için her zaman yeterli mi? Türkiye’de çok fazla yerleşik inanç ve değer olduğu için, kişinin kendi istekleri ve hayalleri bazen ikinci planda kalabiliyor. Bu da insanı zamanla kendi değerinden şüphe etmeye itebilir. Örneğin, işini sevmeyen ve toplumun beklentilerini yerine getiren biri, kendini değerli hissetmeyebilir.
Kültürel Farklılıklar: Batı ve Doğu’nun Farklı Değer Ölçütleri
Birçok kişi Batı’yı, kişisel özgürlüklerin ön planda olduğu bir yer olarak görür. Ama Batı’daki değer ölçütleri çoğu zaman başarmaya dayalı. İnsanlar başarılarıyla değerlendirilirler ve bazen bu başarı, onların “insanlık” değerlerini geride bırakabilir. Hızla büyüyen şirketlerin CEO’ları, kendi hayatları ve zamanları pahasına başarının peşinden koşarlar. Kimi zaman, bu “başarı”nın getirdiği insanlık dışı koşullar, onların insani değerlerinden önce gelir.
Doğu toplumlarında ise, ailenin ve topluluğun değerleri ön planda olabilir. Hatta Hindistan gibi ülkelerde, kişinin topluma ve ailesine kattığı değer çok daha önemlidir. Kişinin geleceği, sadece bireysel hedeflere değil, aynı zamanda kolektif hedeflere göre şekillenir. Bir kişinin toplumda değerli olabilmesi için, başkalarına yardım etmesi, toplumu daha iyi bir hale getirmesi beklenir.
Ama yine de, her iki kültürde de insanların değerini sadece bir başarıyla ya da maddi bir varlıkla ölçmek doğru değil. Kişinin değerini belirleyen şey, bazen sadece kendine verdiği değerle de ilgilidir.
Kişinin Değerini Belirleyen Faktörler: Sonuçta Kimse “Bir Şey” Değildir
Sonuç olarak, kişinin değerini belirleyen bir tek ölçüt yok. Küresel ve yerel farklılıklar, kişinin yaşamını ve başarılarını farklı şekillerde etkiler. Ama en nihayetinde, değer, toplumların dışsal ölçütlerinden çok, bir kişinin içsel huzuru ve kendine verdiği değerle şekillenir.
Bana göre, bir insanın değeri, ona “kendi hayatını yaşayabilme özgürlüğü” tanıyan toplumsal yapıyla doğrudan ilişkilidir. Kendine, başkalarına ve hayata ne kadar değer verdiğin, aslında dünyaya ne kadar değer kattığını gösterir.