İçeriğe geç

Gece yatarken akvaryum ışığı kapatılır mı ?

Gece Yatarken Akvaryum Işığını Kapatılır Mı?

Kayseri’nin o sessiz akşamlarında, şehrin ışıkları yavaşça sönmeye başlarken, ben her zaman bir düşünceyle baş başa kalırım: “Gece yatarken akvaryum ışığını kapatmalı mıyım?” Bu soru, bana her zaman büyük bir anlam taşımıştı. Hatta bazen bu soruyla uzun uzun vakit geçirirdim. Anlattığımda belki biraz garip gelebilir ama hayatımda her şey gibi, küçük ayrıntılar bile bir noktada büyük bir anlam kazanabiliyor.

O akşam, ışıkları kapatma meselesi yine kafamı kurcalıyordu. Akvaryumun ışığını açarken hissettiğim o huzurlu, sakinlik duygusunu bir türlü kaybetmek istemiyordum. Ama ya gece yatarken ışığını kapatırsam, akvaryumdaki balıklara bir şey olursa? Ya da belki de tüm bunlar sadece aşırı duygusal düşüncelerdi? Bu sorular birdenbire kafamı sarmaya başladı ve başımı koyduğum yastığa yatarken, zihnimde daha fazla gezinmelerini engellemeye çalıştım.

1. Küçük Bir Soru: Işığı Kapatmalı Mıyım?

Akvaryumun ışığını her akşam kapatmam gerektiği söylendi bana. Genelde insanlar bunu sadece bir alışkanlık olarak yapar, değil mi? Ama bana öyle geliyordu ki, gece ışığını kapatmak, bir tür veda etmek gibiydi. Bütün o gün boyunca pırıl pırıl parlayan ışığın ardından birden o karanlığa geçmek, bir türlü rahatlatıcı olmuyordu.

İçimde hep bir huzursuzluk vardı, sanki bir şeyler eksikti. Bir balık için ışık kapanmak demek, bir dünya kararmak demek miydi? Yoksa sadece gözlerimi kapattığımda dünyamın kararması gibi mi oluyordu? Hem zaten, akvaryumdaki balıklar gece ne yapıyordu ki? Onlar da uyuyor muydu, yoksa sadece karanlıkta sessizce kaybolan bir dünyada mı yaşıyorlardı?

Bu düşüncelerle geçen bir geceydi. O an birden akvaryumun ışığını açıp, balıklara bakmaya başladım. Dalgalar hafifçe hareket ediyor, balıklar da huzur içinde yüzüyordu. Akvaryumun ışığı bana öyle güzel bir dinginlik veriyordu ki, her şey bir anda anlamlı olmuştu. Belki de insan, bazen sadece en küçük şeylere takılarak bir parça huzuru bulabilirdi.

İç sesim: “Sana ne oluyor, ya? Bu kadar düşünme, sadece uyumaya bak.”

Ama işte, akıl bir türlü rahat vermiyor. Bir balık ışığı sever mi? Onlar da bazen ben gibi karanlıkta kalmayı tercih edebilir miydi?

2. Geceyi Geçirmek: Kapanan Işık ve İçsel Huzursuzluk

O gece, yatmaya karar verdim. Işığı kapatırken, biraz buruk bir hisle başımı yastığa koydum. Akvaryumun kararmış ışıkları gözlerimin önünde dolaşıyor gibiydi. Bir süre aklımdan çıkmadı, o ışığın ne kadar önemli olduğu. Ama biraz da bu duyguyu seviyorum galiba. Ya da belki de bu, hayatta bir şeyin her zaman bir yerinin olmasının getirdiği huzurdu.

Hayatımda da tam böyle bir şey vardı. Küçük, sevimli ama bazen önemli şeyler de vardı. Bir işin, bir ilişkinin, bir olayın ucu bucağı olmalıydı. Hiçbir şey tam anlamıyla eksiksizdi ama ne olursa olsun, bir şekilde her şey yerli yerine oturuyordu. Akvaryumdaki ışığı kapatmak, belki de hayatın doğallığına bir tür saygıydı. Çünkü ne kadar çok ışık olsa da, bir noktada karanlık gelir ve her şey yerli yerine oturur, diye düşündüm.

İç sesim: “Bazen hayat, çok fazla ışığa rağmen karanlık olabilir. O yüzden karanlık da lazım olabilir…”

Yavaşça gözlerimi kapatırken, akvaryumun ışığına dair o kararsız düşünceler azalmaya başlamıştı. Bir yandan içimde bir burukluk, bir yandan da derin bir rahatlama vardı. Karar vermek zordu, ama bazen her şeyin tam anlamıyla mükemmel olmayacağını kabul etmek gerekebiliyordu.

3. Geceyi Aydınlatan Bir Umut: Akvaryum ve Hayatın Anlamı

Sabah kalktığımda, gözlerimi ilk açtım ve akvaryumun ışığının hala kapalı olduğunu fark ettim. O an bir iç huzuruyla kalkıp, ışığı açtım. Balıklar sabah ışığında yüzüyor, sakin sakin hareket ediyordu. Ve ben, bir an için, evet, her şeyin yerli yerine oturduğunu düşündüm. Belki de her şeyin en doğru zamanı vardı. Akşamları ışığı kapatmalıydım, çünkü karanlık da bir huzurdu. Ama sabahları ışığı açmalıydım, çünkü yeni bir günün başlangıcıydı ve her yeni gün, umudu simgeliyordu.

İçimdeki o huzursuzluk dağılmaya başlamıştı. Belki de geceyi karanlıkta geçirmek, sabahın ışığında bir umut barındırıyordu. Bazen, bir şeyin ne kadar gerekli olduğunu anlamak, ona küçük bir saygı duymak gibiydi. O gece, ışığı kapatarak belki de akvaryumun doğasına, balıklara bir tür saygı duydum. Ama sabah ışığını açarak da bir anlamda kendime, yeni bir güne uyanma umudu verdim.

4. Sonuç: Işığın ve Karanlığın Büyüsü

İşte böyleydi. Akvaryum ışığını kapatmak ya da açmak, basit bir seçim gibi görünebilir. Ama bu küçük detaylar, hayatımızın bir yansıması gibiydi. Ne kadar karanlıkta kalırsak kalalım, sabah yeni bir ışıkla uyanmak, umutlarımızı yeniden yeşertmek gibiydi. Gece yatarken akvaryumun ışığını kapatmak, sadece bir ışık meselesi değildi, bazen hayatta karanlık anlardan geçmek de gerekiyordu. Ve her karanlık, sabahları gelen ışık için bir hazırlık gibiydi.

Şimdi, her gece uyumadan önce, akvaryumun ışığını kapatırken, kafamda bir gülümseme oluşuyor. Çünkü biliyorum ki, o ışık tekrar açıldığında, yeni bir gün doğacak. Belki de hayatımda yapmam gereken tek şey, sadece biraz daha sabırlı olmak ve her şeyin doğasının gerektirdiği şekilde yerli yerine oturmasına izin vermek.

İç sesim: “Ve belki de hayatın en büyük güzelliği, bir ışığın yanıp sönerken bile bir anlam taşıyor olmasıdır.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş